18 Kasım 2014 Salı

Mevsim-i Hazan

Dem bu demdir! Dem yaprakları dökme vaktidir. Bir yenileniş, uyanış vakti.. Peki neden "Hazan Mevsimi" demişler ki? Kimin canı bu denli yanmış da sonunda bembeyaz bir mevsim varken "Sonbahar" demiş? Neyin sonu, her son bir başlangıç değil miydi oysaki???
Peki ya bizler, mevsim sonbahar olduğu için mi üzülürüz yoksa sonbahar geldiğinde üzülmek zorunda olduğumuzu mu düşünürüz? Hepsi ayrı bir muamma.. Ama artık şunu biliyorum, her yaprak dökümü yeni bir doğuşun habercisi.Eskilerden kurtulmadan yeniye kavuşamayız ki.. At artık kalbindekileri, boşalt zihin çöplüğünü.Arın tüm günahlarından,kötü fikirlerinden. Unut ne varsa canını acıtan,seni kıran döken. Biriktirdiğin nefreti yak. Saman alevi gibi olsun ateşi harlı ve çabucak tükeniversin, tutma içimdekileri. Sil ne varsa eskiye dair, bırak insanlar kâr saysın yaptıklarını.Hem üzülmenin ne faydası olacak ki? Ne geçen zaman geri gelir ne de kaybettiklerin.

Ve kışı bembeyaz karşıla. Kışa en çok ne yakışır ki zaten? Bırak kendini aklığın masumiyetine.Isıt içini sevgi ve şefkatle. Kalbinde hırs değil, yansın merhamet ateşi. Bembeyaz gir ki kışa, baharda çiçek açsın dalların. Şenlensin gönlün. Seni görenler  "Hızır" sansın. Hızır misali bastığın yer yeşillensin... Uğra gönüllere, çal kapıları ve ısıt yürekleri...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder