Dem bu demdir! Dem yaprakları dökme vaktidir. Bir yenileniş,
uyanış vakti.. Peki neden "Hazan Mevsimi" demişler ki? Kimin canı bu
denli yanmış da sonunda bembeyaz bir mevsim varken "Sonbahar" demiş?
Neyin sonu, her son bir başlangıç değil miydi oysaki???
Peki ya bizler, mevsim sonbahar olduğu için mi üzülürüz
yoksa sonbahar geldiğinde üzülmek zorunda olduğumuzu mu düşünürüz? Hepsi ayrı
bir muamma.. Ama artık şunu biliyorum, her yaprak dökümü yeni bir doğuşun
habercisi.Eskilerden kurtulmadan yeniye kavuşamayız ki.. At artık
kalbindekileri, boşalt zihin çöplüğünü.Arın tüm günahlarından,kötü
fikirlerinden. Unut ne varsa canını acıtan,seni kıran döken. Biriktirdiğin
nefreti yak. Saman alevi gibi olsun ateşi harlı ve çabucak tükeniversin, tutma
içimdekileri. Sil ne varsa eskiye dair, bırak insanlar kâr saysın
yaptıklarını.Hem üzülmenin ne faydası olacak ki? Ne geçen zaman geri gelir ne
de kaybettiklerin.
Ve kışı bembeyaz karşıla. Kışa en çok ne yakışır ki zaten?
Bırak kendini aklığın masumiyetine.Isıt içini sevgi ve şefkatle. Kalbinde hırs
değil, yansın merhamet ateşi. Bembeyaz gir ki kışa, baharda çiçek açsın
dalların. Şenlensin gönlün. Seni görenler
"Hızır" sansın. Hızır misali bastığın yer yeşillensin... Uğra
gönüllere, çal kapıları ve ısıt yürekleri...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder